İÇİNDEKİLER
ARAMA:

Üçün­cü Şerh-i Sadr: Mî­râc’a Ha­zır­lık

İs­râ ve Mî­râc Ge­ce­si’nde, Fahr-i Kâ­inât -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in Hak Te­âlâ ile vus­la­tın­dan ev­vel, kalb-i pâk-i ne­be­vî­le­ri üçün­cü de­fâ ilâ­hî te­cel­lî­le­re ha­zır­la­na­rak sa­dır­la­rı îman ve hik­met­le dol­du­rul­muş­tur.222

Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- bu hâ­di­se­yi şöy­le an­la­tır:

“Ben Kâ­be’nin Ha­tîm kıs­mın­da ya­tı­yor­dum. Uy­ku ile uya­nık­lık ara­sın­da ba­na bi­ri gel­di, şu­ra­dan şu­ra­ya ka­dar (göğ­sü­mü) yar­dı. (Bu sö­zü­nü söy­ler­ken bo­ğaz çu­ku­run­dan kıl bi­ten ye­re ka­dar olan kıs­mı gös­te­ri­yor­du.) Kal­bi­mi çı­kar­dı. Son­ra ba­na, içe­ri­si îman ve hik­met­le

do­lu, al­tın­dan bir kab ge­ti­ril­di. Kal­bim (çı­ka­rı­lıp su ve Zem­zem ile) yı­kan­dı. Son­ra içe­ri­si îman ve hik­met­le dol­du­ru­lup tek­rar ye­ri­ne kon­du…” (Bu­hâ­rî, Bed’ü’l-Halk 6, En­bi­yâ 22, 43; Müs­lim, Îman 264)