İÇİNDEKİLER
ARAMA:

Pey­gam­ber Efen­di­miz’in Haz­ret-i Ali’yi Ya­nı­na Al­ma­sı

Ebû Tâ­lib’in mad­dî du­ru­mu za­yıf, âi­le ef­râ­dı ise hay­li ka­la­ba­lık­tı. Bu se­bep­le sı­kın­tı için­dey­di. Pey­gam­ber Efen­di­miz di­ğer am­ca­sı Haz­ret-i Ab­bâs’a gi­dip:

“–Am­ca­cı­ğım! Bi­li­yor­sun ki kar­de­şin Ebû Tâ­lib’in âi­le­si çok ka­la­ba­lık. İn­san­lar kıt­lık ve aç­lı­ğa mâ­ruz kal­mış, kıv­ra­nıp du­ru­yor­lar. Hay­di, Ebû Tâ­lib’in ya­nı­na gi­de­lim ve ken­di­siy­le ko­nu­şa­lım. Oğul­la­rın­dan bi­ri­ni ben ya­nı­ma ala­yım, bi­ri­ni de sen al! Böy­le­ce onun yü­kü­nü bi­raz ha­fif­le­te­lim!” de­di.

Ab­bâs -ra­dı­yal­lâ­hu anh- bu âli­ce­nap tek­li­fi ka­bûl et­ti ve be­râ­ber­ce Ebû Tâ­lib’in ya­nı­na var­dı­lar. O:

“–Akîl’i ba­na bı­ra­kı­nız, di­ğer­le­rin­den is­te­di­ği­ni­zi ala­bi­lir­si­niz!” de­di.

Bu­nun üze­ri­ne Mu­ham­med -aley­his­se­lâm- Ali’yi, am­ca­sı Ab­bâs da Câ­fer’i al­dı.

Efen­di­miz’e pey­gam­ber­lik lut­fe­di­lin­ce­ye ka­dar Haz­ret-i Ali, O’nun ya­nın­da ye­tiş­ti. (İbn-i Hi­şâm, I, 264)