İÇİNDEKİLER
ARAMA:

Kuss bin Sâ­ide’nin Hi­tâ­be­si

Kuss bin Sâ­ide, İyâd ka­bî­le­si­nin re­isi olup Îsâ -aley­his­se­lâm-’ın dî­nin­de, mu­vah­hid ve şâ­ir bir in­san­dı. Onun, Ukâz Pa­na­yı­rı’nda, ara­la­rın­da Haz­ret-i Pey­gam­ber -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in de bu­lun­du­ğu bir ce­ma­ate yap­tı­ğı ve bi’set-i Ne­bî’den bah­se­den şu meş­hur hi­tâ­be­si pek ib­ret­li ve hik­met­li­dir:

“Ey in­san­lar!

Ge­li­niz, din­le­yi­niz, bel­le­yi­niz, ib­ret alı­nız!

Ya­şa­yan ölür, ölen fe­nâ bu­lur, ola­cak olur. Yağ­mur ya­ğar, ot­lar bi­ter; ço­cuk­lar do­ğar, ana­la­rın ba­ba­la­rın ye­ri­ni tu­tar. Son­ra hep­si mah­vo­lur gi­der. Vu­ku­âtın ar­dı ar­ka­sı ke­sil­mez; hep­si bir­bi­ri­ni tâ­kib eder.

Dik­kat edin, söy­le­dik­le­ri­me ku­lak ve­rin! Gök­ten ha­ber var; yer­de ib­ret ala­cak şey­ler var! Yer­yü­zü se­ril­miş bir dö­şek, gök­yü­zü yük­sek bir ta­van. Yıl­dız­lar yü­rür, de­niz­ler du­rur. Ge­len kal­maz, gi­den gel­mez. Aca­bâ var­dık­la­rı yer­den mem­nûn ol­duk­la­rı için mi ora­da ka­lı­yor­lar; yok­sa alı­ko­nu­lup da uy­ku­ya mı da­lı­yor­lar…

Ye­min ede­rim, Al­lâh’ın in­din­de bir dîn var ki, şim­di bu­lun­du­ğu­nuz dîn­den da­ha sev­gi­li­dir.

Ve Al­lâh’ın ge­le­cek bir Pey­gam­ber’i var ki, gel­me­si pek ya­kın­dır. O’nun göl­ge­si ba­şı­nı­zın üze­ri­ne düş­tü. Ne mut­lu o kim­se­ye ki, O’na îmân edip de, O da­hî ona hi­dâ­yet ey­le­ye! Vay o bed­bah­ta ki, O’na is­yân ve mu­hâ­le­fet ey­le­ye!

Ya­zık­lar ol­sun ömür­le­ri­ni gaf­let için­de ge­çi­ren üm­met­le­re!

Ey in­san­lar!

Gaf­let­ten sa­kı­nın! Her şey fâ­nî­dir, an­cak Ce­nâb-ı Hak Bâ­kî’dir. Bir­dir, şe­rîk ve na­zî­ri yok­tur. İbâ­det edi­le­cek yal­nız O’dur. O doğ­ma­mış ve do­ğur­ma­mış­tır.

Ev­vel ge­lip ge­çen­ler­de biz­ler için ib­ret­ler çok­tur.

Ey İyâd ka­bî­le­si! Ha­ni ba­ba­la­rı­nız ve de­de­le­ri­niz? Ha­ni mü­zey­yen kâ­şâ­ne­ler ve taş­tan hâ­ne­ler ya­pan Âd ve Se­mûd? Ha­ni dün­yâ var­lı­ğı­na mağ­rûr olup da kav­mi­ne hi­tâ­ben «Ben si­zin en bü­yük Rab­bi­ni­zim.» di­yen Fi­ra­vun ve Nem­rud?

Bu yer, on­la­rı de­ğir­me­nin­de öğüt­tü, toz et­ti. Ke­mik­le­ri bi­le çü­rü­yüp da­ğıl­dı. Ev­le­ri de yı­kı­lıp ıs­sız kal­dı. Yer­le­ri­ni şim­di kö­pek­ler şen­len­di­ri­yor. Sa­kın on­lar gi­bi gaf­let et­me­yin. On­la­rın yo­lu­ndan git­me­yin. Her şey fâ­nî, an­cak Ce­nâb-ı Hak Bâ­kî’­dir.

Ölüm ır­ma­ğı­nın gi­re­cek yer­le­ri var, ama çı­ka­cak ye­ri yok!.. Kü­çük bü­yük her­kes gö­çüp gi­di­yor. Her­ke­se olan ba­na da ola­cak­tır.” (Bey­ha­kî, Ki­tâ­bü’z-Zühd, II, 264; İbn-i Ke­sîr, el-Bi­dâ­ye, II, 234-241; Hey­se­mî, IX, 418)

Kuss bin Sâ­ide bu gü­zel söz­le­ri söy­ler­ken bah­set­ti­ği son pey­gam­ber Haz­ret-i Mu­ham­med Mus­ta­fâ -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in ora­da bu­lun­du­ğun­dan ha­ber­siz­di. Bir müd­det son­ra da ve­fât et­ti. An­cak ka­bî­le­si, pey­gam­ber­lik gel­di­ğin­de ge­lip Al­lâh’ın Ra­sû­lü’ne îmân et­ti­ler.

Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- on­la­ra:

“–Kuss bin Sâ­ide’nin, Ukâz Pa­na­yı­rı’nda de­ve üze­rin­de: «Ya­şa­yan ölür, ölen fe­nâ bu­lur, ola­cak olur!» di­ye­rek hut­be oku­du­ğu hiç ha­tı­rım­dan çık­maz. Bu hut­be­yi oku­ya­bi­le­cek kim­se var mı?” bu­yur­du­lar.

He­yet, o hut­be­yi ka­bî­le­le­rin­den he­men her­ke­sin oku­ya­bi­le­ce­ği­ni söy­le­di­ler. Âlem­le­rin Efen­di­si bu­na çok se­vin­di.

Ora­da bu­lu­nan Ebû Be­kir -ra­dı­yal­lâ­hu anh- da:

“–Yâ Ra­sû­lal­lâh, o gün ben de ora­day­dım, söy­le­dik­le­ri­nin hep­si ez­be­rim­de­dir.” de­di ve hut­be­yi baş­tan so­na ka­dar oku­du.

Ar­ka­sın­dan İyâd ka­bî­le­sin­den bi­ri kal­kıp Kuss bin Sâ­ide’nin şi­ir­le­rin­den oku­du. Bu şi­ir­ler­de Pey­gam­be­ri­miz’in so­yu olan Hâ­şi­mo­ğul­la­rı’ndan bü­yük bir pey­gam­be­rin çı­ka­ca­ğı, açık­ça bil­di­ri­li­yor­du. (İbn-i Ke­sîr, el-Bi­dâ­ye, II, 234-241)

Ra­sûl-i Kib­ri­yâ -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- Efen­di­miz, Kuss bin Sâ­ide hak­kın­da şöy­le bu­yur­du­lar:

“Al­lâh Te­âlâ, Kuss bin Sâ­ide’ye rah­met ey­le­sin! O kı­yâ­met gü­nü ay­rı bir üm­met ola­rak ba’so­lu­na­cak­tır!” (İbn-i Ke­sîr, el-Bi­dâ­ye, II, 239)